|
Türkiye’nin dışardaki gücü ve potansiyeli yaşanılan göç süreçleriyle birlikte ciddi boyutlara ulaşmıştır. Ancak bu potansiyelin Türkiye’nin ve Türklerin lehine işletilmesinde yeteri kadar adım atılamamıştır. Akşam Gazetesi yazarı Deniz Gökce’nin tesbitlerinden yola çıkarak yeni bir döneme ışık tutabiliriz.
1960'lı yılların başından beri yurtdışına çalışmaya giden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının önceleri dönüş yapacağı düşünülüyordu Çok azı büyük şehirlerden olmak üzere, genelde Anadolu kasabalarından ve köylerden belli ilçelerin neredeyse tüm nüfusu yurtdışına adeta göç etti.
1970'li yılların ortalarına kadar Almanya'nın işçi talebinin giderek artması Türkiye'den gidenlerin neredeyse tamamının bu ülkeye gitmesi ile sonuçlanmıştı. Almanya'da ekonominin yavaşlaması ile başta diğer Avrupa ülkeleri olmak üzere Avustralya dahil olmak üzere tüm dünya ülkelerine akın başladı. Sonra önceleri yabancı işçi 'Fremdarbeiter', sonraları misafir işçi 'Gastarbeiter' olarak adlandırılan insanları ülkelerine geri göndermek için verilen tüm teşviklere karşın geriye dönüş son derece kısıtlı kaldı. 1980'li yıllara geldiğimizde bir taraftan ihracat hamlesi diğer taraftan Türk inşaat firmalarının dış ülkelerde aldığı işler Türk işadamlarının da hızla dışa açılması ile sonuçlandı. Önceleri çalışmak için gidenlerin çok büyük bir bölümü yerleşik duruma geçtiler, özellikle Almanya'da ikinci nesli izleyen üçüncü neslin gelmesiyle bugün komik şekilde 'deutschisch' diye adlandırılan bir Türk azınlığının gerek politikada gerekse ekonomide önemli bir yer tuttuğu görülmekte
Dünyaya yayılmış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çeşitli ülkelerdeki sayısını 2006-2008 yılları arasında yayınlanan resmi istatistiklerde ve yapılan araştırmaların sonuçlarından tespit etmek mümkün.
Fransa: 500.000, İngiltere: 400.000 (Kıbrıslı Türk nüfus dışında), Hollanda: 372.714, Avusturya: 250.000, Belçika: 200.000, Suudi Arabistan: 120.000, İsviçre: 100.000, Rusya: 100.000, İsveç: 60.000, Danimarka: 57.130, Azerbaycan: 50.000, Kanada: 50.000 (Kıbrıslı Türk nüfus dışında), Norveç: 15.000, İtalya: 13.500, Japonya: 10.000.
Özel durumları dolayısıyla üç ülkeyi bu listenin dışında tuttuk. İlk olarak Avustralya'da 55.000 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı dışında yaklaşık 120.000 Türk asıllı Avustralya vatandaşı yaşamakta. Amerika Birleşik Devletleri'nde ise çok daha özel bir durum söz konusu. Bu ülkeye göç edenlerin nerdeyse tamamı yüksek derece eğitime sahip. 2008 yılında ABD'de yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı 171.000, ancak 500.000 dolaylarında Türk asıllı Amerikalı mevcut.
Türkiye'den Almanya'ya göçün erken başlaması ve sayıca çokluğu yanında, Türkiye'ye yakınlığı dolayısıyla burada yerleşmeyi tercih eden Türklerin çok sayıda olması buradaki Türk toplumuna diğer ülkelerden değişik özellikler kazandırdı. Bugün Almanya'da yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 2.700.000 Türk'ün yanında Alman vatandaşlığına geçmiş yaklaşık 1.500.000 Türk yaşamaktadır. Parlamento seçimlerinde oy kullanma hakkı olan 650.000 Türk asıllı Alman seçmen vardır. Türk asıllı almanlar Almanya'nın siyaset yaşamında önemli bir yer tutmaktadır. Alman Parlamentosunda beş Türk asıllı milletvekili (Sevim Dağdelen, Ekin Deligöz, Dr.Lale Akgün, Prof. Dr. Hakkı Keskin ve Hüseyin Kenan Aydın) yanında Avrupa Parlamentosu'nda da iki Türk asıllı milletvekili (Vural Öger ve Cem Özdemir) Almanya'yı temsil etmektedir.
Yeşiller Partisi'nin son kongresinde, 1994 yılında Alman Parlamentosu'na ilk Türk asıllı milletvekili olarak giren ve 2004 yılından beri Avrupa Parlamentosu'nda Türk asıllı milletvekili olarak Almanya'yı temsil eden Cem Özdemir'in partinin eşbaşkanı olarak seçilmesi bizleri onurlandırmıştır. Almanya dışında özellikle Hollanda ve Belçika'da da Türk asıllı politikacılar gerek parlamentoda gerekse yerel yönetimlerde yer almaktadırlar.
Türk toplumu Almanya'nın ekonomik yaşamında da önemli bir yer tutmaktadır. Bugün Almanya'da Türklerin sahip olduğu 60.000'e yakın işyeri vardır. 1985 yılında 22.500 olan bu sayı 2007 yılı sonunda 59.500'e çıkmıştır. Türklere ait işyerlerinde çalışanların sayısı bugün 300.000'e yaklaşmıştır. Türklere ait işyerlerini arasında Vural Öger'in sahibi olduğu büyük turizm şirketi Öger Tour gibi uluslararası şirketlerin yanında, 12.000 adet de 'döner' dükkanı bulunmaktadır. Bugün Almanya'da satılan döner miktarı tüm Amerikan kaynaklı fast food kuruluşlarının satışlarından fazladır.
Bu tespitlerden yola çıkarak ve özellikle Mayıs 2009’da Ankara’da HÜSAM tarafından gerçekleştirilen Göç Sempozyumu izlenimlerini de değerlendirerek yeni bir çalışmaya gidilmesini öngörüyoruz.
Cumhuriyetin 100’ncü kuruluş tarihini referans alarak avrupa’daki potansiyeli ve beyin gücünü biraraya getirme girişiminde bulunmak istiyoruz. Duisburg’da 11-12 Eylül 2009 tarihlerinde yapılacak toplantı bunun ilk adımı olacaktır. Bu çalışma neticesinde bu potansiyelin gücünün belirgin ve aktif hale gelmesi için somut bir yapı düşünülebilir. Örneğin “Avrupalı Türkler Kongresi” bu yapının adı olabilir diye teklifler alıyoruz.
Duisburg toplantısı bu meseleleri içeren bir fikir alışverişi imkanı sağlayacaktır ve 2023’e doğru nasıl bir Avrupa öngörüyoruz ve bu Avrupa’nın yurttaşları olan Türkiye kökenlilerin yerinin ne olacağına dair özgün bir platform niteliği taşıyacaktır.
|